Düşmanlık âleminin Libya için yaptığına hala üzülürüm...Afganistan'a üzüldüğüm gibi, Bosna'ya üzüldüğüm gibi, Kosova'ya üzüldüğüm gibi, Karadağ'a üzüldüğüm gibi, Irak'a üzüldüğüm gibi, Sudan 'a, Mısır'a.. üzüldüğüm gibi...
Uzun ama okunur....
Yeni yüzyılla birlikte dünyamız geleneksel olmayan bir savaş usulüne sahne olmaya başladı. Renkli devrimler, bahar hareketleri, paralı tutulan taşeron terör orduları, ayarlı terör örgütleri yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Yeni güç savaşlarında devletler değil, güçlü devletlerin parayla kullandığı taşeron terör örgütleri ve sosyal medya aktivistleri devrede. Batılı insanlık düşmanı devletler, dünyayı tek başlarına yönetmek için kendisine rakip olan tüm devletlerin bölünmesi, parçalanması ve küçük küçük devletlere, devletçiklere dönüşmesini istemektedirler. Keza bugün 90 yaşında olan yaklaşık 50 yıldır (bugün de)Azmanistan Amerika'nın dış siyasetinde tek belirleyici olan Henri Kissinger bir mülakatında:
" ...Amerika'nın tek güçlü devlet olabilmesi için kendisine rakip olarak düşündüğü tüm devletleri bölmeli ve devletçiklere dönüştürmelidir; ancak böyle nefes alabiliriz." demişti. Yani acımasızca başkalarının soluğunu keserek ayakta kalmak...
Bu itibarla 1. Dünya (Paylaşım) Savaşı'na kadar 50 civarında olan devlet sayısı İkinci Paylaşım Savaşı'ndan sonra 100'e çıkmış olup bugün yaklaşık 200 sayışına ulaşmıştır. Bu planlarını artık taşeron terör çeteleri ve Sivil örgüt kurma şirketlerinin paralı sivil orduları ile gerçekleştirmektelerdir. Artık diyebiliriz ki Üçüncü Dünya Savaşı, düzenli ordularla değil, taşeron sivil çetelerle, akçalı-ayarlı sosyal-dijital medya kahramanları ve terör örgütleri ile gerçekleşmektedir.
Bu savaşı bir oyun düşünün. Sahnenin önündekiler ve sahnenin arkasındakiler var. Sahnenin arkasındakileri görenler, Amerika'nın, İngiltere'nin hedef seçilen ülkelerde oyunun görünen oyuncularını kolaylıkla anlayabilirler; yani sahnenin önümdeki tüm aklınıza gelen taşeron terör örgütlerini, Anjelina Joli gibi, Jon Clooney gibi İnsan Hakları Savunucusu gibi sahte maskelerle dünyanın her yerinde cirit atan sahte aktörleri, aktivistleri, oyuncuları; Cristian Amunpoor gibi, Arwa Davon gibi sahte haberler yapıp insan haklarından bahseden; ama insanlık düşmanlığı için görev almış gazetecileri, sunucuları, görebilirler. Shakira gibi, Sofia Loren gibi, futbolcu Backham gibi bir düzene Holivud aktörlerinin ülkeleri bölme ve parçalama faaliyetlerinde görev almış piyonlar olduğunu görebilirler. Bu iyiniyet elçileri, demokrasi havarileri, çoğu Oscar almış bu ileri demokrasi aşıkları, bağlı oldukları Birleşmiş Milletler'in siyasi çizgisini izlerler.
Sözgelimi Bayan Anjelina Jolie, Amerika'nın işgal planı içinde olan Suriye'ye, hazırlık için Birleşmiş Milletlere bağlı Unicef'in Çocuk Kurtarma Vakfı bünyesinde iyiniyet elçisi gibi mülteci kamplarına gelmiş, mağdur çocuklarla yardım pozları çektirmişti; aslında parçalamak görevini üstlenmiş bu Ortadoğu topraklarına dünyanın tepkisini çekmemek ve katliamları süslü göstermek için bu kılıflarla gelmişlerdir. Üstü süs, altı küftü.
Bilin ki dünyanın hangi yerinde bir Holivud aktörü, aktristi, futbolcusu; Birleşmiş Milletler'in sivil toplum kuruluşuna bağlı iyiniyet elçileri, havarileri; Amerikan medyasına bağlı spiker, sunucu, gazeteci, yazar çizer görürseniz evet, bilin ki az sonra orada kan ve göz yaşı ile gelen sürekli kaos oluşacak ve ileri süreçle insanlar birbirini yiyeceklerdir.
Zehri altın tepside sunulurmuş.
İşgal ve müstemleke özgürlük olarak sunulacaktı.
Son 15 yılda dünyada pek çok şey değişti, durumlar değişti. Amerika için, İngiltere ve İsrail için yeni savaş modeli artık akçalı sivil askerler ile renkli devrimler ile hedefindeki ülkeleri bertaraf etmek olmuştur. Çünkü hem ucuz hem de kolaydır. Artık insanlık düşmanı bu devletlerin kendi askerleri ölmeyecek, hedef seçilen ülkenin askerleri ve insanları birbirlerini öldüreceklerdi. Kolay bir şekilde uzaktan piyonlar ile böl ve parçalayıp sürekli kaos oluşturacak ve istediklerini kolaylıkla tereyağından kıl çeker gibi çekeceklerdi.
Son 15 yılda 20 ülkede Amerika Dışişleri Bakanlığı'nın doğrudan müdahalesi doğrultusunda renkli devrim ve darbeler yaşandı. Sözgelimi Yugoslavya'da Miloseviçin devrilmesiyle sonuçlanan Buldozer Devrimi, Ukrayna'da Turuncu Devrim, Gürcistan'da Gül Devrimi, Lübnan'da Sedir Devrimi, Kırgızistan'da Lale Devrimi, Kuveyt'te Mavi Devrim, Burma'da Safran Devrimi ve daha niceleri Amerikan devletinin bizzat müdahalesiyle yaşanmış Amerikancı devrim ve darbeleriydi. Bu hareketler nasıl hedef seçilmiş devletlerde başlatılıyordu?
Amerika ve aynı kendisi gibi insanlık düşmanı kültür içinde olan Batası Batı, kendisi için stratejik veya iktisadi olarak tehdit olarak gördüğü devleti veya bölgeye o devletin içinden kendisi için çalışan adamlarıyla kuşatıyor. Sosyal medya ile örgütlenme ayarlıyor. Slogan buluyor. Amerikancı ayarlı gazeteciler devreye girip "ülkede ileri demokrasi geliyor, kan bitiyor... "diye sahte haberler yapıyorlar. Amerika'ya bağlı Birleşmiş Milletler bu sahte haberler ile sorunlu ülkeye! Yüksek demokrasi ve insan hakları götürmek için askeri harekat düzenliyor. Sonra ise artık vahim tablo ortaya çıkıyor. Ülke harap ve bitap oluyor ve böylece oyun böyle başlayıp böyle de bitiyordu. Sözgelimi Libya Kaddafi örneği.
Libya 2011 yılında Amerika ve Birleşmiş Milletlerin:
"İnsan Hakları ihlal edilen ve yardım talep edilen ülkelere askeri müdahalede bulunulur. " maddesiyle 40000 parçaya bölünüp üzerinde küçük küçük devletçiler oluşturulmasına kadar ki sürece bakarsak:
Kaddafi yaklaşık 41 yıl Libya'nın başında kaldı. Çok çalıştı. Ülkesinden çıkan petrolü Amerikan şirketleri ile paylaşmayı reddetti. Petrol gelirlerini ülke içinde dağıttı. Kısa sürede bu Amerikan karşıtı milli politikaları olumlu sonuç verdi. Öyle ki sonuçlar şaşırtıcıydı; iktidarının hemen bir kaç yılından sonra artık tüm Libya'da eğitim tamamen bedavaydı; tüm sağlık hizmetleri bedavaydı; elektrik hizmetleri bedavaydı.
Yurt dışına eğitim almak isteyen her öğrenciye ücretsiz burs imkanı veriliyordu. Eğitime öyle önem verildi ki 1969 yılında yüzde 25 olan okuma yazma oranı öldüğünde yüzde 87 idi. Doğum yapan her kadına 5.000 dolar veriliyordu. Bir litre benzin 0.14 sent idi. Yani ulaşım bile nerdeyse ücretsizdi. Tarım işletmeciliği veya hayvancılık yapmak isteyenlere bedelsiz arazi veriliyordu. Dolayısıyla Libya Afrika Kıtasının refah seviyesi en yüksek, en eğitimli, en sosyal devleti haline gelmişti. Bunları yapan Kaddafi, bir Afrika para birimi oluşturup Amerikan dolarının tekelinden de kurtulmak istiyordu. İşte bu da Amerika için bardağı taşıran son damla oldu. Düğmeye bastılar.
İlk önce puslu bir hava yaratılması ve bunun dünyaya servis edilmesi gerekiyordu. Libya'da Arap baharı başlamadan önce bölgeye Amerika'nın ve Birleşmiş Milletler'in çizgisinde yetişmiş seçilmiş yerli ve yabancı işbirlikçileri biraraya geldi. Sözgelimi Mısır'ın parçalanmasında tetikleyici olan dışarıda eğitilen ve yüksek maaşa bağlanan Mısırlı Gonim ile Muaz Mustafa; Libyalı Gonimci ve Muazcılarla temasa geçtiler. Ellerinde Amerika'nın çizdiği yol haritası vardı. Slogan " Kaddafi gitsin." idi. Neden gitmesi gerektiğinden bahseden yoktu. Çıkarılan ayaklanmada Amerika ve Batıya karşı tek bir kötü söz yoktu. Amerika'nın olaylara karşı yakın takibine tek olumsuz cümle yoktu.
Dünya medyasından sunucu, gazeteci Arwa Damon ve Christiane Amanpour hemen Mısır olaylarında olduğu gibi olay yerindeydi. Libya'daydılar; Yani o kanlı kameralar oradaydı. Batı medyası olayları: "Zulüm ve rejime karşı savaşan Demokratik devrimciler" diye sunuyordu. Sahte haberleri ve isyanı yücelten ayarlı haberleri dünyaya ilan ediyorlaryordı. Dijital aktivistlerden ziyade İslam kisveli, ciğeri batıya çalışan lejyonerin bahar devrimi oluyordu. "Siviller öldürülüyor" yalanı artık dünya basınına sızmıştı.
Bu olaylar olurken çok şaşırmadık birtakım isimler de vardı; Holivud yıldızı iyiniyet havarisi Anjelina Jolie ve Amerikalı senatör John McCain ortadaydı. Asiler: " Minnettarız Amerika! Teşekkürler Obama! Özgürlük geliyor nihayet... " diyorlardı Nisan 2011'de. Anjelina Jolie:" Libya özgürlüğü hakediyor..." diyorken, McCain ise :" Özgür Libya için Libya'nın direnişçilerin derhal silahlanması gerekiyor, bunun için Koalisyon güçleri elini taşın altına koyacak..." diyordu.
Bugün geldi özgürlük... Artık bugün Libya'nın bir ordusu yok; silahlı kuvvetleri yok; onlarca devletçiği var; parça pinçik 40000 parçaya bölünmüş durumda; refah seviyesi Afrika'nın en kötü ülkeleri ile yakın seviyede, petrolü ise yabancı şirketlerin elinde, ülke yarı sömürge durumunda, hükümet kurulamadığı için Birleşmiş Milletler'in gözetiminde yani Amerika'nın denetiminde. Yüzbinlerce insan öldü ve hala iç çatışma içinde ölmekte; milyonlarca insan da sağlık sorunları ile mücadele etmekte; Birçok terör örgütü cirit atıyor.
İşgal altında bir özgürlük var artık.
Bu anlatılanlar İnsanlık düşmanı devletlerin yaptıklarını irdelemek içindir. Libya için hala üzülürüm. Libyadaki katliam Irak katliamı kadar vahim ve çok acınası olmuştur; tek sorumlusu da Amerika'dır. Bu sahne önündeki ve arkasındakiler unutulmamalıdır.
https://m.facebook.com/turkhars/about/?_rdr https://turkhars.blogspot.com.tr/?m=1
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?
TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...
-
Bizler en az 10000 yıllık tarih, kültür ve dili olan Türk milletiyiz. Hz.Nuh evlâdı Yasefin oğlu olan Türkleriz yani Hz. Nuhun torunu olan T...
-
TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...
-
Çok uzun ama, tarihe meraklı arkadaşlar ve herkes okumalı. Atatürk'ün 4 ciltlik tarih kitaplarında ne vardı; niye kaldırılmıştı? Kimi ...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder