20 Kasım 2018 Salı

Hayriyem, Daha 13 Yaşındaydı.

Yavrucağımız Hayriye.
Güzel kızımız Bizim.
Hayat sana hiç adil davranmadı.
Yaşamak adın gibi

 olmadı.
Keşke hiç doğmasaydın.

13 yaşında dünyada hiçbir küçük Yavrucağın yaşamayacağı kötü şeyler yaşadın.

İnsanlık düşmanı hayvanlar...

Milli değerlerimize sahip çıkmazsak ileride ne dini ne de milli değerlerimiz kalır, ne itibarımız ne de tarihimiz kalır, ne dilimiz, ne kültürümüz ne varlığımız kalır.

1918-1920 arası İnsanlık düşmanlarının Anadolu işgallerinden sadece bir kaç alıntı:

"Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar. Küpelerini almak için kulakları, bileziklerini almak için bilekleri, yüzüklerini almak için parmakları kesildi; acıyla kıvranarak can verdiler.

Ateşe verilen Hacı İsmail Köyü ve erkekleri iple bağlanıp yatırılarak kurbanlık koyun gibi kesilen Karadere Köyü'nün kadınlarına tecavüz ettiler.
****
İmranlar Köyü'nde, ırzlarına geçmek üzere bütün kadınları bir eve topladılar; kendilerini korumaya çalışanları lime lime doğradılar.

***

Tekkeler Köyü'nde bacaklarından asılan on beş genç kızı, insan aklının alamayacağı işkenceler yaparak öldürdüler.

***

Karamandıra Köyü'nde yağmaya direnen Hacı Mustafa'yı kurşuna dizip karısının ve kızının ırzına geçtiler. Irzına geçtikleri kızı, yaraladıkları bir ata bağladılar, at can havliyle oradan oraya koştukça kız parçalara ayrıldı.

***

Çınarcık'ta, erkek çocukları, annelerine tecavüz etmeye zorladılar. Yaptıramayınca hepsini süngülediler. Kadınların karınlarını yarıp, kundaktaki bebekleri yardıkları karınlarına gömdüler.

***

İzmir rıhtımında eşlerinden veya oğullarından haber bekleyen kadınların çarşaflarını yırttılar, hakaret ederek yerlerde sürüklediler...

***

Maraş'ta, hamamdan çıkan kadınlara sarkıntılık yaptılar, peçelerini yırttılar...

***

Karacaali'de, köyün kadınlarına kocalarının gözleri önünde tecavüz edip kurşuna dizdiler.

***

Bu satırlar Hâkimiyeti Millîye'den:

"Yunanlıların kadınlara ve kızlara yaptıkları tecavüz, üzerinden yüzyıllar geçse, kendilerini Türklere affettirmek için her şeyi yapsalar, bunu başaramazlar. Binlerce masum kız Yunanlıların eline düşmektense, kurşunla, süngüyle, ateşle ölümü tercih etmişlerdir."

***

Bu aşağıdaki satırlar da bizatihi işgalciler, işkenceciler, tecavüzcülerle soydaş olan yabancı bir "kadın" gazeteci  Berthe G. Gaulis'den:

"Bilecik bir felaket ve acılar diyarı... Henüz dumanı tüten taş yığınları altında kim bilir ne kadar insan cesedi yatıyor... Tecavüze uğramamış genç kız veya kadın kalmamış... Biraz ötede, kızını kurtarmak isterken, kafasına taşla vurularak öldürülmüş bir ihtiyarın mezarı..."

***
Tarihimizi atalarımızla övünmek için değil ama, Onlara lâyık birer yurttaş olmak için öğrenmeliyiz. Tarihimizi ve milli kahramanlarımızı her şeye rağmen korumalıyız.
"

Aşağıda Anadolu'nun İngiliz tüfeklerden çıkan Yunan askerlerinin işgali sırasında önce tecavüze uğrayan, ardından "siz nasıl Yunan askeriye sine karşı koyarsınız." diye; ibret alsınlar" diye ağzına el bombası konulup fotoğrafı çekilen, sonra ağzında bomba ile patlatılan 13 yaşındaki Türk kızı, Yavrucağımız Hayriye. Keşke hiç doğmasaydın be . Küçücük temiz bir kalbin vardı. Bu kalp dünyanın pislikleri ile yeterince dolduruldu. Keşke hiç doğmasaydın güzel yüzlüm. Hayriye adını duyunca ruhum daralıyor, içim acıyor.

Aşağıda da Yunan askerlerinin kaleminden çıkan bir kitap :

https://www.google.com.tr/amp/www.hurriyet.com.tr/amp/dunya/turklere-nasil-mezalim-yaptik-12375889

Bunları dilini, tarihini ve kültürünü bilen kendine itibar eden, okuyan, araştıran kimse unutmuyor. Unutulmasın da...

15 Kasım 2018 Perşembe

Artık insanlarımız görmeli. Biri erkek M(Mısırlı), diğeri kadın M(Mine) aynıdır. Aynı kazanda kaynarlar, farklı tabaklarda sunulurlar. Yiyenler için zehir altın tepside sunulur.

İkisi de bilinçli ayrıştırıcı ağızlardır. Biri der ki Atatürk ilah değildir, diğeri de der ki Atatürk ilahtır. Atatürk ne ilahtır ne de dinsiz bir insandır. Bunların ödevleri aynı öğretmenler tarafından verilir. Zamanlama olarak benzer zamanlarda da ifade edilir. Sözleri ayrıştırıcıdır.
Atatürk için şu ifade edilebilir ki Anafartalar kahramanı Başbuğ,  Türk'ü,  Türk tarihini, Türk kültürünü ve Türk milletini seven iyi bir vatanseverdir, Türk ile ilgili her şeyi seven; aynı zamanda tüm dinlere, tüm inançlara, tüm milletlere, tüm degerlere, tüm kültürlere, tüm düşüncelere saygılı bir insandır. Şunu da ifade etmek lazım ki kendini Türk kültüründen hissetmeyenlerin bile saygı duyduğu bir vatanperver olduğu kadar,  pekçok dindardan daha çok da Müslümandır, keza inancsızların, ataislerin, Müslüman olmayanların bile saygı duyduğu tüm inançlara saygılı duran bilim Müslümanıdır. Öyle bir insandır ki hem Türk kültüründen hem de İslam inancından olmayanların dahi hayran olduğu bir insandı. Ama durum ortada. dini anlamda ya Allah ile aldatılıyoruz, ya da milli anlamda Atatürk ile aldatılıyoruz.

Atatürk'ün adı veya Kemal Atatürk kavramı, Mustafa Kemal Atatürk öldüğü günden bu yana hem sağcı olduğunu söyleyen gruplar tarafından hem solcu olduğunu söyleyen gruplar tarafından kullanıldı. Hem laik olduğunu hem dindar olduğunu söyleyen gruplar tarafından kullanıldı. Hem....

 Böylece 1938 yılından bu yana İnsanlarımız Amerikan, Yahudi ve İngiliz projeleri çerçevesinde kültür mühendisleri tarafından ikiye ayrıldı. Sahte sağcı, sahte solcu, sahte Sünni, sahte Alevi, sahte laik, sahte dindar, sahte ocu, sahte bucu....Anlayacağınız 1938 yılandan bu yana ayrıştırılıyor ama ne hikmetse birleştirilemiyoruz. Farklılıklar ortaya çıkarılırken, benzerlikler ifade edilmiyor; sahte kavramlar oluşturuluyor, bu kavramlar ile karşı karşıya zıt gruplar birdenbire biraraya getiriliyor. Sahte sol oluşturulup karşısına sahte sağ, sahte Sünni grupları karşısına sahte Alevi; kominist sözcüğünün karşına faşist sözcüğü konuluyor; milliyetçilik kavramı yerini faşist kavramına bırakıyor;, faşist kavramının karşısı anti -faşist kavramı konuluyor; OCULUK-BUCULUK ile insanlar birbirine kırdırılıyor. İşin aslı budur. Bu iki kültür mühendisi anlayacağınız birer kültür mühendisidir.

 Biri der ki Atatürk ilah değil, diğeri de derki Atatürk ilahtır. Bunların ödevleri aynı öğretmenler tarafından verilir. Zamanlama olarak benzer zamanlarda da ifade edilir.

İnsanlık düşmanı Amerika ve kalemşörlerine; İsrail'e,  İngiltere'ye, Küresel Kraliyet Örgütüne,  veya başta Türkiye'yi, ardından tüm insanlığı tehdit  eden Pkk, Feto, Asala, Eoka ve Deaş gibi Amerikanın kurdurduğu ve ihtiyacına göre  kullanmak üzere başta Ülkemiz olmak üzere tüm dünyada terör estiren,  katliamlar,  tecavüz,  suikastler düzenleyen,  dini ve milli değerleri yok etmeye çalışan İnsanlık düşmanı örgütlere ses çıkarmazlar bu sahte kavram mühendisleri.. Bu yüzden ayrıştırıcı her şeyi şikayet etmek lazım. Ayrıştıran tüm sahte şeyler bir plan...

13 Kasım 2018 Salı

Cadılar Bayramı Tuzağı

Erbil okullarında eğitim dili % yüz İngilizce, kültür ise Batı kültürünün geliş hali. Ülkemizde ise mantar gibi çoğalan İngilizce eğitim, % yüz İngilizce eğitim veren okullar, İngilizce kitaplar... Kitapların içindeki Batı kültürünün dayatılması düşüncesi....Güzel bir yazı, okunur.

Son 300 yılın en akıllı ve dünyanın en genç Profesörü Oktay Sinanoğlu :"Her devlet için geçerli Dil ve kültür giderse her şey gider; başkaları olursunuz."diyor.

Batılı insanlık düşmanları; elinden gelse tüm dünyamızı tüm dillerin yok olması kıstasında İngilizce yapılması, tüm inançların tarihin karanlık sayfasına gitmesi kıstasında kendi inancında yapılması, olmazsa en azından inandıkları inançlardan soğutulmasını istemektedir. Yahudi özdeyişinde olduğu gibi: "Bir yıldıza doğru yükselmek, ulaşamasanda o doğrultuda ilerlemek". Sistemleri bu özdeyişte gizli.

 Ülkemizde de Batılı insanlık düşmanları küresel dil ve dinler arası diyalog numaralarıyla aynı yöntemler uygulanmaktadır. Küresel dil İngilizce numarası ile tüm dillerin yok edilmesi Çin,  Japonya, Almanya, Fransa, Rusya gibi ciddi ülkeler dışında,  dünyada uygulama alanı bulduğu yerlerde  uygulanıyor;

Avrupa  Birliği Komisyon Başkanı Juncker, konuşmasına şu sözlerle başladı:

"İngilizceyi mi yoksa Fransızcayı mı kullanacağım konusunda tereddüt ediyorum; ama kararımı verdim ve kendimi Fransızca ifade edeceğim. Çünkü yavaş ama kesin bir şekilde İngilizce, Avrupa'daki önemini kaybediyor."

 Avrupa ve Asya'da İngilizce artık önemi kaybetmişken, ciddi bir yokoluştayken; Ülkemizde yüzde yüz İngilizce  eğitim veren kolejler çoğaldı, üniversiteler çoğaldı,  kurslar çoğaldı, her ilçe merkezinde onlarcası açılmış İngilizce kurslarına dikkat edin. İngilizce eğitim veren reklamların nerdeyse tüm sitelerde ve pekçok yerde artmasına dikkat edin.

Atatürk:" Bilim nerdeyse oraya gidin, çağdaş medeniyet anlayışı nerdeyse oraya gidip manevi kültürünü değil, maddi olanını alın, Türkiye bir maymun değildir ki ne batılılaşacak ne de Doğulaşacaktır, Türkiye kendi özünde çağdaşlaşacaktır."demişti. Batılılaşın veya Doğululaşın demedi. Batması olası Batası Batı demedi. Kültürel emperyalizm demedi. Azmanistan Amerika anlayışı demedi. Bugün sözgelimi bilim Doğuya kaymış durumda. Biz hala aynı kafadayız.

Avrupa'da ve Asya'da ciddi anlamda İngilizce önemini yitirmişken bugün ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi, Koç gibi üniversiteler yüzde yüz İngilizce eğitim veriyor; Neden sanayileşmiş devletlerin dili eğitimimiz içinde yok,  japonca, Çince,  Rusça...

Amerika ve İngiltere kendi dilinden eğitim veren okulları finansal açıdan ihya edince,  imkanlar fazla olduğu için Türkiye'nin en akıllı ve yetenekli öğrencileri buralara gidiyor veya yönlendiriliyor; kendi dili, kültürü ve tarihini koruyan koruyor; ama Batı kültürüne meyilli olan gençler onların dili ve kültürüne daha doğrusu kültürsüzlüne yönlendiriliyor. Koruyamayan donanımlı işbirlikçi olabiliyor. Buna karşı çıkanlar yok ediliyor. Dünyada pekçok yerde bu uygulanıyor. Çok tehlikeli; Biz bir ülkenin kendi dilini bırakıp yüzde yüz İngilizce eğitim  veren tüm kurumlarına karşıyız. Hangi ciddi ülkede üniversitesine eğitim yüzde yüz İngilizce veriliyor. Almanya'da yok, Japonya'da yok, Rusya'da yok.

 Küresel köy ve küreselleşme numaraları tek ülkemizde yok, tüm dünyada uygulanıyor. İşimiz çok zor. Üniversitelerde hoca olmak için alan bilgisine bakılmıyor, İngilizce biliyor musun,  bilmiyor musun?  Ona bakılıyor.  Üniversitenin kapısından dahi içeri almıyorlar. Bu işin dil ve kültür gibi emperyalist sömürü boyutuna akıl erdirmeyen veya basın yayınla  beyni yıkananlar İngilizce konusunun; batılılaşma ve küreselleşme diye üzerinde durmuyor bile. Tüm dünyada İngilizce dünya dili, diye konuyu önemsemiyor. Kültürel bozulmanın temelinde bunların yattığını düşünen az.  Okullardan, kolejlerden, kurslardan başlıyor böyle şeyler. Sonra yayılıyor. Ardından Akıl ve gönül de  gidiyor.

Sonra ise Üniversitede doçentlik,  Profesörlük  vs. gibi yükselmek için İngilizce biliyor musun,  bilmiyor musun? Diye tekrar İngilizce sınavlara  sokuyorlar,  bakıyorlar. Rusça yok, Çince yok,  Almanca yok,  Fransızca yok,  İngiliz kültürü  ve İngilizce dışında hiçbir dil ve kültürün önemi yok. Hocalar, işi gücü bırakmışlar, İngilizce ve dolayısıyla İngiliz kültürü çalışıyorlar. İngilizce numaraları ile tüm dil ve kültürlerin yok olmasını izliyoruz. Sırada hangi topluluk ve ülkelerde olacak bekliyoruz. Biz dil karşıtı falan değiliz ama, ahalinin bunları da bilmesi lazım. Hatta donanımlı olduktan sonra 10 dil  bil faydalıdır. İyidir de. İşin bir de emperyalist boyutu var.  Amacımız bunlara karşı duyarlı olunması.

Kıvama gelen toplumlarda düğmeye basıyorlar. Bu örnek gösteriyor. İlk iki resim 2017 yılında İrak Erbil'de çekilmiş cadılar bayramı hazırlığının fotoğrafları; diğer iki resim ise Türkiye'de 2018 yılında yeni çekilmiş cadılar bayramı hazırlığı fotoğrafları.

Son olarak da çocuklarımıza küresel dil diye öğretilmek istenen İngilizce ve anglosakson kültürü ile dolu ders kitaplarının içeriği ile ilgili bir kısım :

 "ilkokul 2.sınıftan itibaren haftada 2 saat zorunlu İngilizce dersi görmeye başlayan çocuklarımız cadı bayramı etkinlikleri görmektedirler.  Keza Cadı Bayramları anaokullarına çoktan girmişti. Ancak orada İngilizce olarak değil de maske ve boyama etkinlikleriyle veya korku filmi kahramanlarının kostümleriyle sızmışlardı. Çocukların günlük giysilerindeki kuru kafa ve iskeletler ise bu kültürün serbest piyasayla bağlantılı yayıldığının işaretiydi.

İngilizce İlkokul ders kitaplarında ekilen tohumlara bakarak diyorum ki çocuklarımız bundan sonra hem Halloween hem de Thanksgiving (Amerikan Şükran Günü) kutlayacaklar. Sonra Paskalya, sonra Hayırlı Cuma… Bakın isterseniz ilkokul ortaokul İngilizce ders kitaplarına, İngilizce diye bunları öğretiyorlar.

……..

2014 yılında dava açmak üzere incelediğim 5.sınıf (MEB ve Yıldırım yay.) İngilizce ders kitaplarından aldığım bazı notları buraya alıyorum.

Ortaokul ENGLISH BOOK 5”, Student’s Book, Nejla Gezmiş Ceylan, Yıldırım Yayınları, Ankara 2014

Unit 6 Movies

Sh 51, ailece korku filmi izlerken resmedilmiş.

-Favori filminiz, favori film tipiniz, favori kadın ve erkek sanatçınız…

-Favori filminiz için poster yapın…

Sh.53.Resimdeki genç kadın ve erkek sanatçıyı bildiniz mi, adları nedir? (Vampir filmi)

-Spikeri dinleyin ve metindeki boşlukları doldurun:

“Bu film beş serilik dizidir. Catherine Hardwicke yönetiyor. Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner oynuyor. Bu film bir kızla vampir arasında geçen 1 ….. hikâyesidir. Kızın adı Bella. Edward vampirdir. Edward ile Bella birbirine aşık olurlar. Bu gerçek hikâye değildir ama hoşlanıyorum. Bana göre Edward çok 2….., Bella çok cesurdur. Hikâye çok 3…..’dır. Bu hikâye çok 4……. aşk hikâyesidir. Severim 5….. filmleri.”

Sorular:

-Ne tür filmleri seversiniz, neden?

-Ne tür filmlerden nefret edersiniz ya da hoşlanmazsınız, neden?

Sh.56. Wall-E, robot filminin afişini verip öğrenci filmi izlemiş gibi soruyor:

-Bu filmi sevdiniz mi, neden?

-Bu filmi sevmediniz mi, neden?

10.ünite: Festivaller.

Sh.82. ünite başlangıç resminde Türk bayrağında beyaz olan hilal ve yıldızın çevresi, ayrıca bayrağın kenarları siyahla konturlanmış! Tüm resimler zeminsiz, havada kalıyor!

Sh.86’da verilen festival resimlerinde bir tane Türk bayramı yok ve 31.Ekim Hallowen bayramı! Hayalet giysileri bu bayramda giyilirmiş. Bu sayfada iskelet resimli kıyafet giyen çocuk var.

Sayfanın birinde yiyecek resimleri, fakat tabaklarda ne var anlaşılır değil, ama çocuğa bu yiyecekler hangi ülkeyle eşleşir diye soruyor! Sonrasında oldukça uzun bir paragrafta Çin takvimini anlatıyor, çok lazımmış gibi. Akıl karıştırır.

Sh.88, Thanksgiving Day

The fourth Thursday in November/ Kasım’ın 4.Perşembe günü, Amerikan şükran günü.

Metinden çeviri: O gün şunları yaparlar: Kiliseye gidilir, geleneksel yemeklerin yanında TURKEY ETİ PİŞİRİLİR ve elma pastası yenir.

Name: Thanksgiving Day.

People: Americans.

Activities: Go to churches. Eat traditional meal togather cook turkey and apple pie.

Sh.88, Festivallerden birini seçin ve sunum hazırlayın…

Sh.89, resimlerin hangi festivallere ait olduğunu işaretleyin…

Sh. 90: Amerikalılar şükran gününde ne yer, zar oyunu oynayarak öğrenelim:

Kareler üzerine zar atarak oynanıyor, 11.karede gerçek hindi resmi var.

18.karede; “What do Americans eat on Thanksgiving Day?”, Amerikalılar şükran gününde ne yer, diye soruyor!

Hallowen Day festivalinde çocuklar ne anlatır? (Hayalet ve korku hikâyeleri)

Çinliler yeni yılda ne giyer? (Kırmızı.)

Easter (paskalya) bayramında yenilen iki yiyeceğin adını söyle.

Diwali ülkesi neresidir?

Cristmas ne zamandır?

Ramazan festivalinde çocuklar ne alır?

Bir Easter etkinlik adı söyleyin. (21 Nisan, öldükten üç gün sonra İsa’nın dirilişi, öncesindeki Cuma günü Hayırlı Cuma.)

Sunum: Festival afişi hazırlayın ve sınıfa gösterin.

Bu ünitede Ramazan Bayramı bir başka kültürün kalabalık bayramlarının arasında eritilmektedir.



Sh.100. Amerikan Şükran Günü, Kasım’ın 4.Perşembe günüdür.

Bu sayfada tarih olarak da öğretiliyor. Bu gün ne yiyeceklerini 90.sayfada öğretmişti!

İngilizce Çalışma Kitabında Festivaller: (5.Sınıf English Workbook)

Sh.45. Hallowen 31 Ekim, etkinlikleri:

Korku filmi seyret – Kabak oy – Kostüm partiye katıl – Hayalet hikâyeleri anlat – Büyü anlat, büyücü gibi davran – Ateş yak

Christmas 25 Aralık etkinlikleri:

Decorate the tree with lights – Put an angel on top of the tree –Give presents to each other – Eat turkey for dinner – Ring the chirch bells – Send cards to friends.

Soru: What do people eat at christmas? (turkey!)

Sh.47:  Kelimeleri boşluklara doldurun: Melekler, lambalar, hindi, çanlar, hediyeler, kartlar!

ANGELS, LİGHTS,  TURKEY, BELLS,  PRESENTS  CARDS

“Christmas is    a fameus festival. It is in December. People celebrate the birth of Jesus on that day. Churches ring their ………. I send ……. about Happy Christmas to my friends. My father and I decorate the tree with ……….and we put an …… on the top of the tree. My mother cooks a …….. on that day.  We have a dinner and give ……… to each other in the evening on Chirstmas day.”

Annesi ne pişirmiş oraya “turkey” yazılacak!

Bu kadar sık kullanılan bir cümleyle çocuklarımızın beyin altına işlenen nedir?

Sh.48, Easter Day sorularına bakınız:

The day before Easter is Good Friday.

Easter bayramından önceki Cuma günü Hayırlı Cuma’dır!

Şimdi sormama izin verin, önünde FRİDAY (Cuma) yazılı olan siyah gömlekleri gençlerin üzerinde görüyorsunuz değil mi?

Dahası var, ABD’de Cuma adı zenci köle (Müslüman) için kullanılan bir sıfattır. O gün kullanılmış eşyalarla açılan ucuzluk pazarına Good Friday/Hayırlı Cuma derler. Bu kadar ayrıntısına kadar çocuklarımızı belli bir kültüre hazırladıklarını görüyorsunuz. Bunun adı da İngilizce dersi oluyor..." alıntı Mahiyeti Morgül.

 Hem İngilizce dersi hem İngilizce ders kitapları hem de İngilizcenin eğitime dahil olduğu tüm süreçler sil baştan düzenlenmelidir.



Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?

TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...