4 Ekim 2018 Perşembe

İzmir Suikastı

İzmir Suikasti :

Atatürk’e yapılan 17 suikast girişiminden biri olan İzmir  Kemeraltı Suikastı, 15 Haziran 1926 günü ortaya çıktı. 18 Haziran 1926 günü de olayın aydınlatılmasından sonra Mustafa Kemal'in dilinden şunlar  döküldü: "Alçak girişimin, benim kişiliğimden çok, kutsal Cumhuriyetimiz ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelik olduğundan kuşku yoktur... Benim naciz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Türk milleti, güven ve mutluluğunu sağlayacak ilkelerle, uygarlık yolunda kararlılıkla yürüyecektir...”

Suikast, Kemeraltı’nda üç yolun birleşim yerinde, bugünkü Kemeraltı Karakolunun az ilerisinde yapılacaktı. Burada, araba ister istemez yavaşlayacak, o sırada üç ayrı yerden ateş açılacak ve “çiçek demetleri arasında gizlenen el bombaları üzerine atılacaktı”.1 Kargaşa’dan yararlanılarak “Yemiş Çarşısı’nda bekleyen bir arabayla, Şevki’nin sahilde bekleyen motoruna gidilecek ”2 ve Yunanistan’a kaçılacaktı.

Atatürk,  yurt gezisi münasebetiyle programa göre 14 Haziran'da Balıkesir, 15 Haziran'da ise İzmir'de olacaktı. Ama yoktu. O gün gelemedi. Gelememesi plan yapanların elinde patladı. Allah ellerini bağladı, ayaklarını doladı ki İzmir’e gelişinin gecikmesi, Giritli Şevki’yi kuşkulandırmıştı. Giritli, olayın başarısız olma korkusuyla  15 Haziran'da Kara Kemal ve Akçalı Cavit adlı iki Selanik Yahudisiin başını çektiği suikast olayını ifşa ederek, affedileceğini düşündü. Motorcu Şevki, 15 Haziran 1926 Pazartesi günü, aceleci adımlarla İzmir Valiliği’nin merdivenlerinden çıktı ve Vali ile görüşüp“her şeyi” anlattı.

Ayrıntısıyla anlattı ki İzmir suikastini düzenleyenlerin  başında, donanımlı bir Türk ve Müslüman düşmanı olan “eski Maliye Nazırı Selanik Yahudisi Cavit”a3vardı. “Doğu Masonlarından dostları ve uluslararası bankerlerle ilişkisi olan Cavit Bey, örgütün perde arkasındaki beyniydi”.4 Ziya Hurşit,  Gürcü Yusuf vs.   gibi halka uzayıp gidiyordu....

Suikastçılar başarılı olsaydı, yitirilen yalnızca onun yaşamı degildi;  O Türkiye’ydi ve onu yok etmek, Türkiye’yi yok etmekti”.15Ankara İstiklâl Mahkemesi, elli sanıktan; dördüne ölüm, dokuzuna onar yıl hapis cezası verdi; otuz yedi sanığı suçsuz buldu. Eski Maliye Nazırı Cavit Bey“bilgi ve düşünce gücüyle”, eski İaşe (Beslenme) Nazırı. Yahudi Kara Kemal ise “örgütçülük yeteneğiyle”5 dikkat çekiyor; Kara Kemal, Dünya Savaşı sırasında edindiği servete dayanarak örgüte akçalı kaynak da sağlıyordu. Ölüm cezasına çarptırılan dört kişi, önder konumundaki Cavit Bey, Kara Kemal, Artvin Milletvekili Hilmi ve İttihat ve Terakki’nin sorumlu yazmanı Nail Bey’di.6

Cezaların uygulanmaması için, Avrupa’da baskı düzeyine ulaşan ve dava henüz bitmeden devreye sokulan, uluslararası bir af girişimi başlatıldı.“Londra, New York ve Berlin’deki büyük Yahudi örgütleri, sanıkların bağışlanmalarını sağlamak için Ankara’ya telgraf üzerine telgraf gönderdi”.7

Cavit Bey sürgündeyken ona akçalı yardım yapan büyük finans şirketleri, özellikle Viyana’dakiRothchilds ve Londra’daki Sassaun Bankerlik Kurumları harekete geçerek, “İngiliz ve Fransız Hükümetinden Cavit için acele olarak girişimde bulunmasını” istediler.8

Batı basını bu konuda yoğun yayın yaptı. Fransız Bakan Albert Sarraut, “Türk-Fransız dostluğu adına ve Gazi düzeyinde girişimde bulunmak için”9Ankara’ya geldi. Cavit Bey, “yüksek dereceli bir Masondu”.10 Ankara’ya gelen Sarraut da Doğu Mason Örgütü’nün yüksek dereceli ustasıydı.11
Atatürk, Sarraut’u Çankaya’da kabul etti ve“Cavit’in affedilmesi için kendisine adeta yalvaran”12Fransız Bakan’a şunları söyledi: “Adaletin kılıcı bazen masonlara vurur, ama tarihin kılıcı daima zayıflara vurmuştur. Ben bu sonunculardan değilim. Bu adamlar benim hayatıma kastettiler. Bu o kadar önemli değil. Ben hayatımı yüz kere savaş meydanlarında ortaya koydum ve gerekirse yine koyarım. Ama bunlar, Türk halkının hayatına kastetmek istediler. Bunu benim affetmeye hakkım yoktur”.13
Bu itibarla Atatürk  iki Yahudinin öncülüğünü yaptığı  İzmir Suikastini atlatmıştı.

DİPÇE

    1 “Atatürk” Lord Kinross, Altın Kit., 12.Baskı, İst.-1994, sf.496
2     “Gazi Paşa’ya Suikast” Uğur Mumcu, Tekin Yay., 2.Basım, İst.-1993, sf.8.
3    “Bozkurt” H.C. Armstrong, Arba Yay., İst-1996, sf.194
4       a.g.e. sf.194
5       a.g.e. sf.193
6      “Türkiye Cumhuriyetinde Tek Parti Rejiminin Kurulması 1923-1931” Mete Tuncay, Tarih Vakfı Yurt Yay., 3.Baskı, İst.-1999, sf.169
7       “Gazi Paşa’ya Suikast” Uğur Mumcu, Tekin Yay., 2.Bas., 1993, sf.93 ve 95
8      “Mustafa Kemal” Benoit Méchin, Bilgi Yay., Ank.-1997, sf.275
9       a.g.e. sf.275
10       a.g.e. sf.275
11       a.g.e. sf.272
12       “Bozkurt” H.C. Armstrong, Arba Yay., İst-1996, sf.198
13       “Mustafa Kemal” Benoit Méchin, Bilgi Yay., Ank.-1997, sf.275; Ayrıca   “Tek Adam” Ş.S.Aydemir, 3.Cilt, Remzi Yay., 8.Basım, İst.-1983, ve sayın makale yazarı Metin Aydoğan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?

TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...