3 Şubat 2019 Pazar

1838 Balta Limanı Anlaşması : 1995 Gümrük Birliği Anlaşması

Tarih şunu gösteriyor ki iktisadi bağımsızlık her şeydir. İstikbal demektir, istiklal demektir, bağımsızlık demektir. Yaşamak demektir, Özgür olmak demektir, Köle olmadan hür yaşamak demektir; iktisadı bağımsızlık için yapılacak şey ise ne olursa olsun ihracat artırmak için gerekirse ithalatı yüksek vergiler ile dizginleyecek, yerli üreticiyi her anlamda üretmesi için destekleyeceksin, ürettiğini iyi satması için takip edeceksin, yabancılardan aldığın verginin yarısından daha azını alacaksın. Hatta mümkünse hiç almayacaksın.

Devlet idaresinde yabancıya iktisadi ödün vermek, Devletin nefes almasını durdurmak kadar tehlikelidir. Çünkü Devletimiz Osmanlı, ne zaman yabancılara imtiyaz vermeye başladı, ne zaman yerli tüccarlardan aldığı gümrük vergisinin yarısını yabancı tüccarlardan aldı, ne zaman yabancı sermayeye yerli sermayeden daha fazla önem verdi, yani kısacası dışarıdan gelen mallardan aldığı vergi yerli üreticinin ürettiği maldan aldığı vergiden düşük oldu; işte o zaman Devletimizin maliyesi açık verdi, dış ticaret açığına yol açtı, bu açıklar dışarıdan borç almayı beraberinde getirdi, alınan bu borçlar da yeni borçlara hatta borç faizlerine gebe oldu, bu Bizi dışarıya daha bağımlı ve yardıma daha  muhtaç hale getirdi;  Sonunda yabancı devletlerin yardım verme karşılığında siyasi, mali, ticari, hukuki 40000 namussuz taleplerini yerine getirme şantajını ortaya çıkardı.

İlk ayrıcalıklar 1410'larda Venedikliler ile başladı, 1450 'lerde Cenevizli tüccarlar ile, 1530'larda Fransızlar ile, daha sonra, başka yabancı ülkelere de tanınarak devam etti.

19. yüzyılın en sonunda ise 1838 yılında İngilizler ile yapılan Balta Limanı Anlaşması ile doruğa ulaştı.

 20. yüzyılın sonunda ise 1995 yılındaki Batılılar ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması ile tekrardan hortladı.

21.yüzyıldan itibaren ise Gümrük Birliği Anlaşması devam ederek, bu yüzyılın güncel Balta Limanı Anlaşması haline geldi. Onlar Birlik oldu, Biz ise pazar...

Bir tarihi örnek ile bitirelim :

"Zaman içerisinde bu ayracaklar ile Osmanlı Devleti, iç-dış ticaret üzerindeki karar verme yetkisini giderek kullanamaz duruma geldi. Yabancı mallar ve kişiler üzerinde hukuki işlem yapılamıyordu. Siyasi bağımsızlığı doğrudan ilgilendiren yönetim hakları, önce zedelendi, daha sonra ortadan kalktı. Yabancılar, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışır duruma geldiler ve siyasi bağımsızlık, zamana yayılmış bir uygulama süreci içinde, yavaş yavaş yitirildi...

...Kanuni kapitülasyonları, devletin askeri ve mali olarak en güçlü olduğu dönemde verilmişti. 1527 yılında devletin geliri 277,2 milyon, gideri 200,1 milyon akçeydi ve 77,1 milyon akçe fazla veriyordu. 1564’e gelindiğinde, gelir 183,1 milyon, gider 189,7 milyon akçeye düşmüş ve 6,6 milyon akçe açık verilmişti.1"

1584’de Osmanlı parasının değeri düşürülmüş ve büyük bir açık oluşmuş, açığı kapatmak için Osmanlı tarihinde ilk kez, iç hazineden (padişah hazinesi) dış hazineye(devlet hazinesi) aktarma yapılmıştı.2"

1 “Essais sur I’histoire économique la Turque d’aprés les ecrivains originaux” M.Belin, Paris 1969, ak; a.g.e. sf.407

2  a.g.e.  sf. 407

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?

TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...