4 Eylül 2019 Çarşamba

İngiliz Ajanı Mustafa Sağir

Resmini gördüğünüz kişi, 24 Mayıs 1921 tarihinde, Ankara Karaoğlan Meydanı’nda (bugünkü Ulus) idam edilen İngiliz casusu Mustafa Sagir’dir.

Mustafa Sagir, işgal ve milli mücadele yıllarında, önce İstanbul’a gelmiş ve kendisini Hint müslümanlarının temsilcisi olarak tanıtmış bir kişidir. İstanbul günlerinde; milli mücadelecilerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmış, fakir ve düşkünlere çeşitli yardımlarda bulunmuş, hatta güven kazanmak adına, kaldığı binanın girişine, “uhuvvet-i islam cemiyeti” diye bir yazı dahi asmıştır.

Kurduğu tiyatronun daha da güzel sahnelenmesi için, İngiliz İşgal Kuvvetleri tarafından düzmece bir planla 18 gün hapise atılmış, bu sayede mağduru oynayarak, millici çevrelerin güvenini daha fazla kazanmıştır.

İstanbul’dan sonra Ankara’ya geçmiş, hatta Mustafa Kemal Paşa ile görüşüp, Hint Müslümanlarının topladığı 3 milyon altını, en kısa zamanda Ankara Hükümeti’ne ulaştıracağının haberini vermiştir.

Ankara günlerinde Mehmet Akif Ersoy’un evinde kalmış ve tüm görüşmelerini ve mektuplaşmalarını burada yapmıştır. Eski bir Teşkilat-ı Mahsusa ajanı olan Mehmet Akif, Mustafa Sagir konuşmalarından şüphelenip, mektuplarındaki satır aralarının fazla geniş olmasınada dikkat edince, konuyu istihbarat birimlerini iletmiştir.

Ele geçirilen mektupları özel ilaçlı bir su ile inceleyen kimyager Avni Refik Bey, satır aralarına gizli mürekkep ile yazılmış şifreli yazıları ortaya çıkarır. Mustafa Sagir’in casusluğu gün yüzüne çıkmıştır. Kendisi de reddetmez. Şehzadeler arasında Milli Mücadeleye desteği olanları, gizli şekilde Milli Mücadele ve Ankara Hükümeti’ne yardımda bulunanları İngilizlere bildirdiğini, ve hatta imkanını bulunca Mustafa Kemal Paşa’ya suikast düzenleyeceğini itiraf eder.

Yargılandıktan sonra, idam sehpasında dahi İngiltere’ye ve majestelerine bağlı kaldığını söyledikten sonra, idamı gerçekleştirilir.

Bundan 100 yıl önce, veya daha da eskiye gidersek, ya da günümüze dönersek karşılaştığımız sorun aynı değil mi?

Milletimizi en hassas yerinden, din üzerinden yönlendirmeye çalışanlar yok mu? Dün temiz bir müslüman rolünde yanaşır, bugün bir cemaat şeyhi hoca olarak.

Bu yüzden bizi bekleyen önemli bir görev, her Müslümanım diyeni Müslüman, her hocayım diyeni de mürşid bellememektir. Çünkü dinimize en çok zararı, yine dinimizi sahiplenen-çıkarlarına göre kullananlar vermiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?

TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...