GERÇEK TARİH;
...İşte Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Sakallı Nurettin, Fahrettin Altay Paşalar artık devreye girmek vakti geldiğini gördüler. Düğmeye basıldı.Mustafa Kemal Paşa'nın: " Paşaların dikkatine! Yiğitlerim, demiri eritme, yola çıkma zamanı..." gizli notuyla Üsküdar ve Beyoğlu arasındaki Kız Kulesi'nde toplanıldı...(Devamı içinde)
1918 yılındaki Çanakkale'de Savaşlarında her ne kadar kesin başarılı elde etsek de, düşmanları yensek de 30 Ekim 1918 günü Anadolu'nun 40000 parçaya ayrılmasına onay veren Mondros Ateşkes Anlaşması imza edildi. İmza atan Hükümet üyesi Bahriye Nazırı Rauf Bey: " İngilizlerle bundan daha iyi bir anlaşma yapılamazdı." diyerek sanki bir başarı sağlanmış gibi mutluydu.
Düşünsenize koskoca Çanakkale başarısı sanki hiç yapılmamış gibi Mondros Anlaşmasına mecbur bırakılmıştık. Anlaşmada : " Doğuda Ruslara bağlı bir Ermenistan, İngilizlere bağlı bir Kürdistan'ın kurulması öngörülmüş, İstanbul Düşman devletlerin denetimine bırakılmış, Güneybatı Anadolu İtalyanlara, Batı Anadolu Yunanlılara verilmiş; Güneydoğu Anadolu Fransız ve İngilizlere pay edilmişti; Osmanlı ordusunun toplam asker sayısı 57.000 olarak sınırlandırılmış, yer altı ve üstü tüm kaynaklar Düşman devletlerine teslim edilmiş, köprü ve tüneller Düşman devletlerine bırakılmıştı. Ayrıca anlaşmanın 7. Maddesi ile istedikleri her bölgeyi işgal etme hakkı elde etmişlerdi". Onbinlerce Şehidin verildiği Çanakkale bağrı, Mondros limanında denize bırakılmıştı. Çanakkale Savaşını biz neden yapmıştık?
18 Mart 1918 başarısı, 30 Ekim 1918 yılında yapılan anlaşmada neden hiçbir anlam ifade etmemişti. "Kardeşim! Bu anlaşma nasıl başarı oluyor, bu anlaşma ile ANADOLU diye bir coğrafya katmıyor ki nerde başarı? "diyen yoktu. Bu anlaşmayı imzalayanlar ve izin verenler bir ilkokul çocuğunun okuyunca anlayabileceği anlaşma maddelerinin ülkenin yok olması demek olduğunu nasıl görmezlerdi? Neden mi: İngilizler bu anlaşmanın olaki kabul edilmemesi halinde hükümetteki herkesin tutuklanıp, ailelerini yok etmekle tehdit etmişti. Yani iki tercih hakkı verilmişti; ya canınız ya da topraklarınız. Mondros Anlaşması canın tatlılığının Milletin istikbali ve istiklâlinden daha önemli olduğunun somut işareti olmuştu. (Keza Kurtuluş Savaşı başarılı olunca anlaşmayı imzalayan Rauf Orbay, İngiliz tehdidi yüzünden anlaşmayı kabul ettiklerini, kendisinin de imzaladığını, halkı uyandırmamak için anlaşmayı öven böyle bir cümle sarf ettiğini açıklıyor, Lozan ile bu basiretsizliği telafi edeceğini söylüyordu.) İngilizler bu anlaşmanın 7. Maddesi ile 13 Kasım 1918 günü Musul'dan başladı Anadolu'nun işgaline. Sonra ise 15 Mayıs 1919 İzmir'in işgali derken, Anadolu yangın yerine dönüşmüştü. Karadeniz Bölgesi'nde Pontuslu Hristiyan Rum ve Katolik Ermeniler harekete geçmişti. İşte Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Sakallı Nurettin, Fahrettin Altay Paşalar artık devreye girmek vakti geldiğini gördüler. Düğmeye basıldı. Mustafa Kemal Paşa'nın: " Paşaların dikkatine! Yiğitlerim, demiri eritme, yola çıkma zamanı..." gizli notuyla Üsküdar ve Beyoğlu arasındaki Kız Kulesi'nde toplanıldı ve kurtuluşun tüm harekât planı burada yapıldı.
Mustafa Kemal, bir emir ile Anadolu'ya geçmeli, oradan Kazım Paşa ile birleşip vatan evlatları ile buluşmalıydı. Ve nihayet 40000 türlü zorlukla Doğu Karadeniz'deki Rumların ve Ermenilerin saldırılarına karşı direnen Türkleri susturma görevi aldı. Göreve bak. Bu görev bile İngiliz tehdidinin ne derece ileri olduğunu göstermeye yetiyordu. Hatta bu görevi vermeye onaylı Sadrazam Damat Ferit: "İstanbul'da çok başımızı ağrıtıyor, askeri gücünü Türklerin elindeki silahları toplayarak göstersin. " diyordu. Mustafa Kemal milli sır için rengini belli etmemesi gerektiğini bilen istihbaratın en yetenekli ve zeki askeriydi. Keza Mustafa Kemal Paşa, 15 Mayıs 1915 yılında vatansever olduğunu belli edip işgale karşı duran Sakallı Nurettin Paşa'nın rengini belli ettiği için hükümete yapılan İngiliz baskısı yüzünden İzmir Valiliği gibi kritik bir görevden alındığını, yerine İngiliz yanlısı bir valinin atandığını biliyor ve kritik görevlerdeki vatanseverlerin bir bir görevden alınmadan düğmeye basılması gerektiğini ifade ediyordu. Bu yüzden bu görevi almak için Damat Ferit ile bir akşam yemeği tertip etmek maksadıyla Hükümette yer alan vatansever son bir iki kişiyi devreye bile sokmuştu.
Yemekte ittihatçı olmadığını, kendisinin bir asker olduğunu, sadece verilen emirleri yerine getirmek gerektiğini herkesten iyi bildiğini, bu yazılı göreve bir itaatsizlik olursa idam edileceğini, İngilizleri kızdıracak bir şeyi yapmayacağını söyleyerek, Damat Ferit'e bu görev için güven telkin ediyordu. Dereyi geçmek için Ayıya dayı demek gibi bir şey. Yoksa sonu Nurettin Paşa gibi olacaktı. Görevden alınmadan son hamle yapılmalıydı. Harbiye arkadaşlarının vasıtası ile Karadeniz'den ilk temizliğe girişti. Kazım Paşa Doğu Anadolu'dan düğmeye bastı. Fahrettin Altay Paşa İç Batı Anadolu'da tetikteydi. Görevden alınsa da Sakallı Nurettin Pasa Batı Anadolu'da pusudaydı. Türk Milleti esaret altında yaşamaktansa, ölsün daha iyi " desturu ile dümenin başı Anadolu'ya çevrildi. Harekete geçildi. Ve 30 Ağustos 1922. Yaklaşık 4 yıl süren savaşta Düşman orduları yok edildi. Mondros Ateşkes Anlaşması geçersiz sayıldı. Düşmana karşı İslamda kutsal olan Cihat savaşı başarıyla kazanıldı. Düşman işgal ve tecavüzlerinden kurtulduk.
Amerikalıların bir buçuk milyon Iraklı Müslümanı hem tecavüz edip hem öldürdüğü gibi, Fransızların bir milyon Cezayirli Müslümanı hem tecavüz edip hem de öldürdüğü gibi, İngilizlerin bir milyon Hintli Müslümanı hem tecavüz edip hem de öldürdüğü gibi, Türk ve Müslüman öldürme ve tecavüz etme planı uygulanamadı. Bu yüzden 19 Mayıs önemlidir. Hem ulusal hem de evrenseldir. Mazlum milletlerin İngiliz, Fransız, Amerikan işgal ve tecavüzlerinden kurtulmalarına örnek olmuştur. Çin de Mao, Hindistan da Gandi, Vietnam da Ho Şi Ming vd. nasıl bağımsız oldunuz, diye sorduklarında Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Kurtuluş Savaşı'nı örnek aldıklarını söylemişlerdi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder