Tarhana Türklerin en eski aşlarındandır. İsminden de anlaşılacağı üzere ismini üst rütbeli Türk komutan unvanı olan Tarhan/Tarkan'dan almış "komutanların aşı" olarak bilinir. Anadolu ya Oğuz ve Türkmen boylarınca getirilmiştir. Yapılış şekilleri yöresel olarak değişse de ana unsur aynıdır.40000 tane faydası da yanında...
Sağlık İçin Ev Yapımı Tarhana
Her yörenin kendine has bir tarhana yapışı vardır. Araştırdığıma göre en faydalı olarak yapılanı bizim yaptığımız gibi.
Biz tarhanayı nasıl yapıyoruz ?
Bahçemizde yetişen domatez, soğan, kırmızı biber doğranır ve yoğurt ile karıştırılıp mayalanmaya bırakılır.Mayalanan karışım bir hafta on gün sonra taş değirmende öğütülmüş kepekli buğday unu ile karıştırılıp bir çuvala koyulur. Bu karışım bir ay mayalanmaya ve suyunu süzmeye bırakılır. Bir ay sonunda prebiyotik bakteriler tüm nişasta ve selulozu yemiş ve ortaya vitamin, mineral ve proteinden oluşan macun kıvamındaki tarhana ortaya çıkmıştır. Bu macun kuvamındaki tarhana az güneş gören biryere küçük topaklar halinde serilir. Kuruyunca el ile övcelenip, ufalayıp toz haline getirilir. Ve yine kurumaya bırakılır. İyice kuruyunca tarhana hazırdır.
Tarhananın içinde olmayan vitamin ve mineral yok gibidir. Çok zengin bir besindir.Ayrıca günümüzdeki şehirlerdeki insanların en ihtiyaç duyduğu şeylerden olan prebiyotik bakteri yönünden çok zengindir. Vücudunda Prebiyotik eksikliği olanlar sindirim sorunları yaşar . Özellikle şişkinlik ve kabızlık baş gösterir. Ayrıca bağışıklık sistemleride zayıflar. Böyle rahatsızlık çekenler her yemek öncesi bir çay kaşığı çiğ tarhana yerse faydasını görür. Ayrıca tarhana en iyi bebek ek gıdasıdır ve yaşlılar ile hastalar için bulunmaz bir nimettir.
Planlamalarını yaptığımız İMECE kooperatiflerini tam olarak hayata geçirdiğimizde köylerde bahçelerinde yetiştirdikleri organik sebzeleri doğal tarhana yapan köylü kadınlarımızın tarhanalarını şehirdeki insanlarımız ile buluşturacağız. Bu sayede köylü kadınlarımız hem ülke hemde ev ekonomisine katkı sağlayacak. Eli para gören kadınlarımız birazda olsa nefes alacak. Hemde şehirlerdeki insanlarımıza katkı maddeli kanserojen hazır çorbalara karşı bir alternatif sağlanmış olacak. Şehirdeki insanlarımızda ekonomik ve şifalı gıdalara ulaşma imkanı bulacak.
Okumak isteyenler için tarhana ile ilgili akademik düzeydeki yazıyı aşağıda veriyorum.
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Temiz, yaptığı açıklamada, tarhananın içinde bulundurduğu çeşitli liflerden dolayı yüksek kolesterol, kalp krizi, kolon kanseri, obezite, yüksek tansiyon, hemoroid ve damar hastalıklarının azaltılmasında etkili olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Temiz, tarhanada bulunan proteinlerin vücut için gerekli olan bazı aminoasitleri bolca ve dengeli olarak içerdiğini belirterek, "Tarhana, vücudumuzun mikroplara karşı dirençli olması açısından önemli olan vitaminler ve mineraller yönünden zengindir. Tarhanada özellikle B vitaminleri bol miktarda bulunur. Kepeği uzaklaştırılmamış undan yapılan tarhanalardaki B vitaminleri içeriği kepeksiz undan veya göceden (kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday) yapılan tarhanalara göre daha yüksektir. Kalsiyum, demir ve çinko ise tarhanada bol bulunan minerallerdir" dedi.
Gıdalarla alınan proteinlerin vücuda yararlı olabilmesi için ilk aşamada mide ve bağırsaklarda sindirilerek aminoasitlere kadar parçalanması gerektiğini kaydeden Temiz, "Aminoasitler bağırsaklardan kolayca emilir ve vücuda yarar sağlar. Sindirilemeyen proteinler ise dışkıyla dışarı atılır ve vücut bu proteinlerden yararlanamaz. Tarhananın bileşimine yoğurt ve bitkilerden kaynaklanarak dahil olan laktik asit bakterileri tarhanadaki proteinleri belli ölçülerde aminoasitlere parçalayarak tarhanayı sindirimi kolay gıda şekline dönüştürür. Böylece aminoasitler tarhana ile vücuda hazır olarak girerler ve bağırsaklardan kolayca emilerek vücuda yarar sağlar. Buna bağlı olarak tarhananın besleme değeri artmış olur" diye konuştu.
Proteinlerin sindiriminin özellikle bebekler ve yaşlılar için çok önemli olduğuna işaret eden Temiz, bebeklerde sindirim enzimlerinin yetersiz olduğunu, yaşlılarda ise sindirim enzimlerinin çalışmasının yavaşladığını, bu nedenle tarhananın bebekler ve yaşlılar için tüketimi özendirilecek, sindirimi kolay besleyici bir gıda olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Temiz, tarhananın buğday unu veya göce adı verilen kepeksiz buğday yarmasına yoğurt, maya, domates, biber ve soğan gibi çeşitli sebzelerle nane, dereotu ve çörtük gibi çeşitli aromalı otlar ve tuz eklenip yoğrularak elde edilen hamurun 1-5 gün süreyle fermantasyona bırakılması ve ardından kurutulmasıyla elde edilen sağlıklı, sindirimi kolay, beslenme değeri yüksek ve dayanıklı geleneksel bir fermente Türk gıdası olduğunu söyledi.
Tarhananın Türk kavimleri tarafından çok eski çağlarda üretilip tüketildiğinin tahmin edildiğini kaydeden Temiz, Orta Asya’dan göç eden Türklerle birlikte Anadolu’ya geldiğini ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de İran ve Irak gibi imparatorluğa yakın komşu doğu ülkelere ve Rumeli üzerinden Macaristan ve Yunanistan gibi batı ülkelerine yayıldığının kabul edildiğini belirtti.
Temiz, Türklerle ırk yakınlığı bulunan Macarların tarhanayı Macaristan’a ve Finlandiya’ya kadar taşıdıklarını belirterek, bugün Suriye, Filistin, Ürdün, Lübnan ve Mısır gibi Yakındoğu ülkelerinde "kishk", İran ve Irak’ta "kushik" veya "kushuk", Türkistan’da "göce", Yunanistan’da "trahanas", Macaristan’da "tahonya", Finlandiya’da ise "talkhuna" ismiyle tarhanaya çok benzeyen gıdalar üretildiğini bildirdi.
Bileşimine katılan maddeler ve üretim tarzındaki değişiklikler nedeniyle tarhananın bölgelere göre çeşitlilik gösterdiğini kaydeden Temiz, genellikle İzmir, Manisa ve Burdur yöresinde yapılan un tarhanasının büyük bir kazanın dibine "tarhana otu" adı verilen aromalı otun yerleştirilmesiyle yapıldığını söyledi.
Ege Bölgesi’nin farklı yörelerinde üretilen un tarhanalarına tarhana otu yerine nane, un yerine irmik konulduğunu, un ve maya karışımına mercimek ve nohut da eklenebildiğini belirten Prof. Dr. Temiz, Tokat, Sinop, Edirne ve Tekirdağ gibi bazı illerde süt, un ve yumurta karıştırılarak "sütlü tarhana" yapıldığını ifade etti.
Temiz, Kahramanmaraş ve köylerine özgü firiğin (yarı kurumuş tarhana) özellikle çocuklar tarafından ceviz içiyle birlikte çiğ olarak tüketildiğini, tamamen kurutulmuş tarhananın ise kış boyunca çorbalık ve çerez olarak değerlendirildiğini söyledi.
https://m.facebook.com/turkhars/about/?_rdr https://turkhars.blogspot.com.tr/?m=1
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?
TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...
-
Bizler en az 10000 yıllık tarih, kültür ve dili olan Türk milletiyiz. Hz.Nuh evlâdı Yasefin oğlu olan Türkleriz yani Hz. Nuhun torunu olan T...
-
TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...
-
Çok uzun ama, tarihe meraklı arkadaşlar ve herkes okumalı. Atatürk'ün 4 ciltlik tarih kitaplarında ne vardı; niye kaldırılmıştı? Kimi ...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder