14 Mart 2019 Perşembe

Hristiyan Birliği : Avrupa Birliği

Hristiyanlar kulübü olarak bilinen Avrupa Birliği: "Siz Bize üye olmaya çalışıyorsunuz. Yasalarınızı kendinize göre değil; bize göre ayarlayacaksınız, yoksa almayız ha!" diyorlar...

Avrupa Parlamentosu, müzakerelerin askıya alınmasını öneren Türkiye raporunu çoğunlukla kabul etti. Raporda, müzakerelerin askıya alınması önerisi dışında, ilişkilerin “etkin bir ortaklık kapsamında yeniden tanımlanması” isteniyor.

Atatürk'ten sonra ve günümüzde ya özellikle Batılılaşmak veya Ortadoğulaşmak şeklinde doğru olmayan bir kültürel ve sosyal anlayış ortaya çıktı. Oysaki Atatürk kesinlikle ne Batı ne de Ortadoğu olmak istemedi. Özellikle Batıyı kastederek net konuşuyordu : ..."Yabancıların nasihatleri ile tavsiyeleri ile yükselen tek Devlet yoktur, tarih böyle bir hadiseyi kaybetmemiştir.. "

Doğu kültürü ile Türk kültürünün ortak yönleri ile daha çok ilgileniyor ve özellikle kendi  özümüze dönmemizi ve kendi kültürümüz ile Batıya karşı,  Batıya rağmen çağdaşlaşmamızı istiyordu. Doğu milletlerinin sömürülen olmaktan kurtulup kendi kültürleri ile yaşamasını istiyordu. Tıpkı insanlık düşmanlarından temizlenen Türk kültürünün kurtulduğu gibi.

Hristiyanlar kulübü olarak bilinen Avrupa Birliği:  " Siz Bize üye olmaya çalışıyorsunuz. Yasalarınızı kendinize göre değil; bize göre ayarlayacaksınız, yoksa almayız ha!" diyorlar. Okullarda bile Avrupa Birliği üyelik müzakere süreci işleniyor ,ama neden girelim, illa girelim de faydası ne zararı nedir irdeleyen kimse yok. Varsa yoksa girelim. 1960'lı yıllardan bu yana yapılan anlaşma ve tavizleri görünce insanın tansiyonları yükselip iniyor. Sözgelimi 1996 Gümrük Birliği Anlaşması ile Onlar Birlik, Biz Pazar olmuşuz.

Devletimizin; yaklaşık son 250 yıllık tarihi içinde en kötü anlaşmalarından ilki, Ingilizlerin baskısı ve ekonomik destek için imza etmek zorunda kaldığı 1838 Balta Limanı Anlaşması'dır. Bu anlaşma ile dışalım vergisi yüzde 3 iken, dış satım vergisi yüzde 12 olmuş falan filan. Onlar bize bir şey satarken 3 lira verecek, yerli üretici ise 12 lira ödeyecektir. 4 katı fazla ödüyordu. Maddeler uzuyor, Uzadıkça ekonomimiz cari açık veriyordu.

Ikincisi ise 1973 Katma Protokolü ile temelleri atılan 1 Ocak 1996 günü imzalanan Gümrük Birliği Serbest Dolaşım Anlaşması'dır. Bu anlaşma ile Onlar "birlik" oldu, Biz ise; "pazar" haline geldik. Onlar "dayatacak",  Biz ise "eyvallah" diyeceğiz. Avrupa Bizden anlaşma gereği kaliteli mal üretip onlara ucuza satmamızı, Onların her malını kaliteli kabul edip, pahalı almanızı istemektedir.   Kumaş gibi hafif sanayi malları satmamızı, ham bor madeni vermenizi istiyor. Ayrıca sanayisiz kalkınma modeli olan gezim yani turizm yapmamızı istiyor. Bizim ağır sanayi yapmamızı, makina yapmamıza karşı geliyor, intansif yani  modern tarım ve hayvancılığa girmemizi istemiyor. Peki Biz ne yapalım !

Düşünsenize Avrupa; halkına, "Türkiye tehlikeli, sakın gitmeyin." diyor. Tırp ! Ne gelen var ne de giden. Bu anlaşma ile Batı ağır sanayiye Siz karışmayın, yani ülkemizin kalkınmasına fayda sağlayan her ne ise artık ' sakin üretmenin; ama bize kumaş falan verin, turizm iyi olsun, bor yollayın'  diyor.  Aramız açıldı, diyelim. Hafif sanayi tekstil gibi kumaş vermiyoruz, dedik. Batı gider, Asya'nın 50 ülkesinden alır, hem de  daha ucuza da alır. Ticaret yaptığımızı düşünsünler diye böyle ucuz bir taktik yapıyorlar. Kısacası Avrupa bizi sadece kaynaklarımız için hem oyalayalım diyor. Alacağı falan yok.  Bugün 500-600 bin nüfuslu Kıbrıs Federe Rum vilayetini (önceki anlaşmalara göre bir oluşuma girmek yasak iken, kanunsuzlar..) , 2004'te içine  alan Avrupa Birliği'nin tek derdi Gümrük Birliği Anlaşması' nın fesih olmaması. Dertleri bu.

Zaten biz Millet olarak da girmek istemiyoruz.  Ayrıca da boynuz kulağı geçti . Dedelerimız size mihnet etmeden Avrupa'ya kaç defa girmiş çıkmış; en son Devletimiz Osmanlı girmedi mi? Bugün 2004'te Avrupa Birliği üyesi olan  Macaristan Başbakanı, kökenlerinin Hun Türkleri' nden geldiğini  söylemedi mi ? Ziya Gökalp "Biz o kadar ufak adamlar miyiz ki Avrupa'ya girmeye çalışıyoruz."demez mi?

 Neden Avrupa'yı geçmiyoruz da gölge de duralım diyoruz?  Bizim çok güçlü bir kültürümüz var, kadim bir tarihimiz var.  Bilmem kaç  bin yıllık bir köklü bir dilimiz var, ki yapılan araştırmalar Türkçe'nin hem bilim diline hem de bilgisayar diline en yatkın dil olduğunu söylüyor. Bunu herkes bilir.

Batı; insan haklarından bahseder, ama nerde düşen birini görse, ilk üstünden ezerek geçen yine Onlar olur.

Bugün Avrupa'nın ne parası var ne pulu  kültür, ahlaki değerleri vardır. Avrupa, ortalama  350-1500 yılları arasında karanlığa gömülmüştü. Bu dönem  Avrupası, Dünyanın dümdüz olduğunu, kilisenin kimin cennete gideceğini endülüjans ile belirlediğini, kimin cehenneme gideceğini afaroz ile, hangi toplumun da siccine yani cehennemin dibine gideceğini enterdi ile tescil ettigini; araştırma, bilim ve teknik adına hiçbir şeyin olmadığını, yapmaya çalışan bilim aydını insanların yakılarak öldürüldüğünü - Kopernik örneği vs. görmüş  yüzyıllar evet yüzlerce yıl yaşadı. Avrupa buydu.

1300'lerden bilmem kaç yüzyıl farelerden oluşan veba ve pislikten(ters ilişki sonucu oluşan ne yazikki parantez içinde yazmak zorunda yazdım pislik diye çoğu anlayamaz) oluşan bel soğukluğu gibi bir illet hastalıkla kırılmıştı; Ülkemizde bel soğukluğu olarak bilinen Firenk- Firengi bir Avrupa hastalığıdır mesela. Bunları bilmeyen yok.

200-300 yıllık tarihleri vardır, bunda da hunharlıktan, harharlıktan, yamyamlıktan, hanharlıktan başka bir şey bulamazsınız. Biz Millet olarak herkesi severiz, Batı karşıtı falan da değiliz. Gerekli etkileşim de  teknik bilgiyi  almamız da elzem. Ama  bunları da bilmemiz lazım.

Biz Onlardan dil, tarih ve kültür olarak çok ileriyiyiz. Ama her birileri nedense bunları kimsenin hiçbir gencin, yetişkinin öğrenmeni istemiyor. Özellikle gençleri  Ingiliz,  Amerikan, Batı, kendi eliyle yöntem farklı olabilir, kendi kültürüne özendirip milli kültürümüzü bilinçli olarak aşağılık duygusuna, ezik duygusuna itmëye sevk etme, yönlendirme derdinde. Bugün çok uzağa gitmeyin en yakınınızdaki  birine bakın, liseyi bitirmiş, üniversite bitirmiş tarihinden, kültüründen habersiz yelkensiz ummanda sallanan bir gemi misali insanlar var.  Allah' şükür onlardan, Avrupa'dan hiçbir eksiğimiz yok, aksine fazlamız var. O yüzden ne  Amerika'nın Natosundan fayda var ne de Avrupa'nın Hıristiyan Birliginden.Bu örgütler ve Gümrük Birliği anlaşması, bu güne kadar ülkemizin yararına çalışmamışlardır;Bunları görmemiz ve degerlendirmemiz lazım. ÜlkemizIn  kontrolünde olmayan oluşumlar Bize uzun soluklu nefes aldırmıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?

TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...