Güzel Türkçe, seni ne kadar üzüyoruz. İçim sızlıyor.
Dünyanın eski ve en zengin dillerinden biri olan Türkçe acaba hakettiği konumda mı, nasıl kullanılıyor? Biraz uzun; ama okunmaya değer...
Öncelikle siyasiler anadili acaba nasıl kullanmışlardı:
Süleyman Demirel :"...Hayatını kaybedenler için başsağlığı diliyorum", ancak burada bir terslik var. Başsağlığı ölenler için değil, kalanlar için yapılır.
Tansu Çiller bir mitinginde: "Samsunlular! Malazgirt kahramanlarının torunları..." demişti. Heralde Muş demek istemiş. Samsun Milli mücadelemizin başlangıç noktasıdır. Bir toplantıda partisinin simgesini kır at yerine: "...white horse.." demişti. Hazreti Davut Peygamberin bu konudaki görüşü önemliydi: "Kişi duygularında düşündüğü gibi söyler.", white horse...Yine bir bombalamadan sonra: "...Ölü kaybı olmamıştır." demişti. Ona göre kaybettiğimiz ölü yokmuş.
Işın Çelebi: "Türk toplumu siyasete olan inancını kaybettiği inancında değilim."demişti. Bunun yerine Türk toplumu siyasete inancını kaybetti dese daha iyi olmaz mıydı?
Ahmet Özal'dan bir alıntı yapalım: "Bu uçakları babam almıştır, devletin prestiji için; onu taşıyacak insanların emniyeti için .", birkaç uçak onu taşıyacak insanlar için birazcık ağır olmaz mı?
Azimet Köylüoğlu ise: "Buradaki amacımız Batı standardına Türkiye'deki terör olayını çekmek." Demek standart dışı bir terör var. Batı standardı terör olunca sorun olmuyor, bitiyormuş tedhiş.
Ya haberler nasıldı?
Bir spiker, illaki haber programlarını izlememizi istiyor: "Pazar günleri lütfen korktuğunuz başında olun.", oturmaz isek olmaz mı! Ya 3 saat sürerse.
Bir başka haber başlığı: "Katliamda ihmal var.", kesinlikle öyledir ihmali olmayan katliam şart.
Şu haber başlığına ne demeli :
"Vapurdan atlayan genç kız yalnızca x..tv'de.", doğru başlığı haber yapmak çok zor heralde. Kızcağız demek ki denizden çıkarılıp stüdyoya gelecek.
Ya televizyon abartılarına ne demeli?
Bir televizyon kanalında: "Siz de haber izlemek için doğru kanalı seçen çoğunluğun içindesiniz.", oysa hiç kimse çoğunluk olmak istemez.
Ya da moda bir kullanımdan sözedeyim: "İlerleyen dakikalarda bizimle birlikte olacak kendisi", neden 2 dakika veya 5 dakika sonra değil de ilerleyen dakikalarda. Bu dakikaların hiç geriye gittiğinini gören oldu mu?
Televizyon ekranının bir yüzü olan Reha Muhtar: "Reklam aramız var efendim, şimdi onu izleyelim." Reklamla reklam arası nasıl oluyor. Yani reklamlar program gibi olmuş arası da var, izlememizi istiyor.
Futbolcu Tanju Çolak yakınıyor: "Onların sözlerine kal edilmesi, benim sözlerime hiç yer verilmemesi..." Kal olmaz. Kâle almak olur. Biri şöhretli olmanın veya para sahibi olmanın "kültürlü olmak" olmadığını anlatsın. Eğitimin şart olduğunu göstermek gerekiyor.
Bir de vatandaş olarak duyduğumuz yanlışlardan bahsedersek: "Haftanın en güzel günlerinden biridir pazar ve cumartesi." Ortada iki gün var. Öyle ki hafta sonu gibi bir durum da söz konusu.
"Hep ellerime sarıldı, yüzlerimi öptü." Kaç yüzü var acaba? Ya ikiyüzlü ise?
Yıldız Kenter çok açık bir fotoğrafı yüzünden birden medyada geniş yer bulmuştu. Bu yaşta bir kadının vücudunun böyle güzel olamayacağına karar veren basın-yayın ve haberciler, tüm sorunlar bitmiş gibi bu konu üzerinde yoğunlaşmışlardı. Bu sorunu bir doktora kadar taşıdılar.
Doktora sordular :
Yıldız Kenter'in vücudunda estetik var mı?
Doktor : Hayır, Yıldız Kenter 'in vücudunda hiçbir estetik yok."
O fotoğrafın gerçeği yansıttığını, sanatçının estetik (güzel) bir vücudu olduğunu anlatmaya çalışıyor doktor.
Ancak haberciler Türkçe'yi bilmedikleri için soruyu estetik (güzel )yerine ameliyat şeklinde sormayı akıl edemiyorlardı. Haliyle doktor doğru söylemişti.
Rahmetli Müslüm Gürses konserinde polis arama yapıyor ve mikrofona şunları söylüyor : "İnsanların üzerinde aradığımız şey jilet, bira ve benzeri şeyler", benzeri şeyler derken bira ve jilet arasında nasıl bağ kuruluyor. Benzeri şeyler olarak siz de ekleyin bence; çünkü ortaya her şey çıkabilir.
Ya şuna ne demeli: "İsminden de anlayacağınız gibi "Eşkıya" filminde eşkıyayı oynayan, Şener Şen" İsminden bu mu anlaşılıyor. Konu "Eşkıya" filmi olunca izlemeyen için de izleyen için de Şener Şen hemen akla gelmeliymiş.
Tarkan, canım benim, inanın çok düzgün bir sanatçı. Çok seviyorum. Tarkan için de şunu dinleyelim :"İstanbul'a inerken uçağım, çok heyecanlandım, kalp atışlarımı sayamadım.", değerli üstadımız kalp atışlarını heyecanlı olmayınca sayıyormuş."
Ünlü Roman sanatçımız var ya Güllü. Bir gün ne olduysa Coşgun Sabah'a çok kızmış olacak ki mikrofonu ağzına dayadıklarında: "Ona tek söyleyeceğim var...", diye başlıyor söze. O tek kelime bitmiyor: "Hoşt köpek diyorum, başka kapıya. Benimle uğraşmasın." Tek kelime olmasaydı acaba ne olurdu?
Popçu Burak Kut :"Hepinizi, sizin beni sevdiğinizden ben sizi daha çok seviyorum" Cümleyi sağlıklı okuyan oldu mu? Ben anlamlı bir sonuç çıkaramadım. Güç bela; ancak şunu anladım : Hayranları onu seviyormuş. O da onları. Bu ifadeleri nasıl gemici düğümü yaptı hayret !
Bir tv haberi: "Defne Samyeli'yi önce güzellik yarışmasında tanıdık, sonra vazgeçilmez bir keyifle sunduğu sunuculuğuyla tanıdık." bir insan sunuculuğunu nasıl sunuyor acaba?
1938 yılından itibaren ülkemiz bir futbol ve manken cumhuriyetine dönmekte olduğunu görmek mi istiyorsunuz. Medyada gündem olan konulara ve kullanılan bozulmuş dile bakmak yeterli. Televizyon sunucusu: "Demin Erman konuşurken çok doğru bir yaraya parmak attı." Bir dil sürçmesi heralde diye düşünüyorum. Parmak bastıdan, parmak attıya gidiş. Heyhat!
Şu futbol haberine ne demeli :"Zenci olarak İngiliz Milli Takımı'nın kaptanlığını yapan ilk siyah futbolcu..." Siyahi bir futbolcu zenci olarak ilk kez... Siyahi... Zenci... Ben galiba havale geçiriyorum ateşsizinden...
"Ajax Takımı1-0'lık yenilgiden 2-0 öne geçti." Heralde maç bitmeden gol yemek geçmek yenilgi oluyor, gol atmak yengi...
Sıkı durun Mustafa Sandal yaşam felsefesini açıklıyor : "Kendini birtakım negativite itecek şeylerden uzak duruyorum.." Negativiteden cesaret alarak Sanatçımız yerine şöyle demeliyim ben de: Sanatcıtıvemiz Mustafa....
Kanallardan birinde güldürü dizileri yazan bir yazarla yeni kitabı hakkında söyleşi yapılıyor. Yazar kendi kitabı için: "Allah analı babalı büyütsün." diyor. Sunucu durur mu: "Babası sensin de anası kim?" Yazar hiç duraksamadan: "Anası halkımız" Sonra bir tövbe Estağfurullah demeyi unutmuyoruz... Namus ortada heralde yazara göre...
Aşağıda dilbilgisi ile aktarım vardır zor gelirse, atlayın isterseniz. Ama okumakta fayda var. Genelde yaygınlaşmış bir televizyon ve haber başlığı var: "Bayındırlık eski bakanlarından falanca filanca istifa etti..." Bu aynı şuna benziyor. Yoğurtlu patlıcan kızartması mı yoksa patlıcan yoğurtlu kızartması mı? Türkçe'de sözcükler arasındaki ilişkiler eklerle kurulur. İki sözcük arasındaki ilişki eksiz kurulmuş ise araya başka sözcük girmez. Belirtisiz nesne ve yüklem böyle olur.
Balkonda kitap okudu. Burada belirtisiz nesne olan kitap ile yüklem arasına balkonda sözcüğü giremez.
Belirtisiz ad tamlaması da böyledir. bahçenin kapısı belirtili ad tamlaması iken bahçe kapısı belirtisiz ad tamlamasıdır. Belirtisiz olan tanmlamaların arasına ek ve sözcük girmez. Keza Bayındırlık Bakanı, İstanbul Valisi, Karşıyaka Kaymakamı belirtisiz ad tamlaması olduğu için araya eski, yeni sıfat vs. sözcük giremez. Tıpkı makine mühendisi gibi sizce Yüksek makine mühendisi mi kulağa hoş ve doğru geliyor yoksa Makine Yüksek Mühendisi mi? Bence ilki. Bilimsel olarak da ilki. Başka bir örnek verirsek : Eski bahçe kapısı dendiğinde eski olan bahçedir. Eski bahçenin kapısı dendiğinde ise eski olan kapıdır. Yani eski İstanbul Valisi dendiğinde zaten eski olanın vali olduğu anlaşılır. Sonuç olarak İstanbul'un eski valisi doğrudur; ancak İstanbul eski valisi yanlıştır. Eski Belediye Başkanı doğrudur; ancak Belediye eski Başkanı yanlıştır.
Her geçen gün şehirlerimizin görüntüsünü bozan yüksek bina ve gökdelenlerin yanında beton yığınları halinde duran inşaat alanlarından geçerken şu yazıyı görmüşsünüzdür: "İzinsiz inşaata girilmez." İzinsiz inşaat mı? Belediye nasıl izinsiz inşaatlara izin veriyor. Yoksa inşaata izinsiz girilmez mi demek istiyor? Bilen olursa cevap yazsın.
Bazen mahkemelere gelen dosyaların iddianamelerinde suç maddesi yazar: "Alkollü araç kullanmak," İnsan alkollü olur ama araç da oluyor demek ki potansiyel suç makinası.
Bir otobüsün ön camında yazıyordu: "Uykusuz yola çıkılmaz. ", yolun uykusuz olması...Türkçede sıfatlar heralde nesnelerin önünde gitmeyi alışkanlık etmiş, yükleme yaklaşmayı düşünemiyoruz... Yola uykusuz çıkılmasaydı iyiydi...
Bu da bir milletvekilinin sözü: "En doğal vatandaşın hakkını koruyamıyorlar." Bildiğim kadarıyla en doğal halk değil ama hak olabilir. Önce Vatandaşı düşünüp cümleyi: "Vatandaşın en doğal hakkını..." olsaydı iyi olmaz mıydı?
Bir sanatçımız: "Allah'tan herkese Cem Özer gibi arkadaşlar tavsiye ederim."diyor. Allah'ın bu tümcede ne işi var? Haşa! Tavsiye ediyor sanatçı Hakka. Estafurullah...
Bir öğretmen arkadaşım anlatmıştı : "Sınıfa gelen müfettiş, Türkçe dersine girdi. Ders benimdi. Konumuz harflerden şapka kullanımı idi. Müfettiş: 'Hocam artık şapka kalktı seslerden', dedi. Kâr sözcüğü yazılıydı tahtada; Ben de sözcüğü devam ettirdim : 'Karınızı bana verir misiniz? ', tam bir sessizlik... yaşandı..."
Ya sınavlar... Öğrenciler bizim canımız, kıyamam, a' dan z'ye girmedikleri ezberleme usulü sınavlar kalmadı. Sözgelimi şu meşhur ÖSS. Bütün haberlerde ve bildirimlerde: "ÖSS sınavı yapıldı, ÖSS sınavına az kaldı..."denir. Oysaki ÖSS'nin açılımı zaten Öğrenci Seçme Sınavı 'dır. Sınav çok stresli demek ki Öğrenci Seçme Sınavı'nın Sınavı yapılıyor...Demek ÖSS yeterli.
Ah! güzelim Türkçe, seni haketmiyoruz. Dünyanın en zengin ve en üretken dili nasıl kullanılıyor. Düşünmeden konuşuyor ve yazıyoruz.
Sonuç ortada.
Ayrıca bu konuda okuduğum değerli Türk dili yazarlarına minnettarım: Şiar Yalçın, Hakkı Devrim, Feyza Hepçilingirler...Burada yararlandığım Türkçe Off kitabını da şiddetle tavsiye ederim. Tavsiye şiddetle edilmez ama...
Bahri Efe!
Oğluma tavsiyeler...
https://m.facebook.com/turkhars/about/?_rdr https://turkhars.blogspot.com.tr/?m=1
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hz. Muhammed (SAV) Türk mü?
TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...
-
Bizler en az 10000 yıllık tarih, kültür ve dili olan Türk milletiyiz. Hz.Nuh evlâdı Yasefin oğlu olan Türkleriz yani Hz. Nuhun torunu olan T...
-
TÜRKLER ASKERİ BECERİLERİ SAYESİNDE HER YERDE ADINDAN SÖZ ETTİRMİŞTİR. İŞTE KÂBE İÇİN GÜVENLİK SAĞLAYAN TÜRK AİLESİ: HAŞİMİ OĞULLARI. BU B...
-
Çok uzun ama, tarihe meraklı arkadaşlar ve herkes okumalı. Atatürk'ün 4 ciltlik tarih kitaplarında ne vardı; niye kaldırılmıştı? Kimi ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder